
ABD merkezli güneş enerjisi devi First Solar, yeni nesil güneş paneli teknolojilerinde çığır açmaya hazırlanıyor. First Solar, Oxford Üniversitesi’nden doğan ve perovskit teknolojisinde dünya lideri olan Oxford PV ile kapsamlı bir patent lisans anlaşması imzaladığını duyurdu.
Bu anlaşma ile First Solar, perovskite materyallerini içeren mevcut ve bekleyen tüm patentlere erişim hakkı kazandı. Perovskit, geleneksel silikon tabanlı panellerin verimlilik sınırlarını zorlayan, daha hafif, daha esnek ve daha düşük maliyetli üretim potansiyeli sunan bir kristal yapı olarak tanımlanıyor. Oxford PV, özellikle silikon ve perovskit katmanlarını birleştiren “tandem” hücreler ile %28’in üzerinde verimlilik rekorları kırarak sektörde dikkatleri üzerine çekmişti.
First Solar CEO’su Mark Widmar, bu hamlenin şirketin teknolojik liderliğini pekiştireceğini ve güneş enerjisi maliyetlerini düşürmede kritik bir rol oynayacağını belirtti. İnce film (thin-film) teknolojisindeki uzmanlığıyla bilinen First Solar, perovskit entegrasyonuyla panel verimliliğinde yeni bir standart belirlemeyi hedefliyor.
Mobilitehaber Analizi
Bu gelişme, sadece bir enerji haberi değil, aynı zamanda mobilite dünyasının enerji bağımsızlığı için bir dönüm noktasıdır. Bir mühendis vizyonuyla bakıldığında; perovskite yapılarında kullanılan kalsiyum, titanyum ve kurşun gibi minerallerin işlenmesi, geleneksel yüksek saflıktaki silikon üretimine göre çok daha az enerji yoğun bir süreçtir. Bu durum, güneş panellerinin “karbon ayak izini” üretim aşamasında radikal biçimde düşürecektir.
Mobilite ekosistemi için kritik soru şu:
Verimliliği %30’lara yaklaşan bu paneller, elektrikli araçların (EV) tavanlarına entegre edildiğinde günlük menzile ne kadar katkı sağlar? Mevcut verimliliklerle günde 5-10 km menzil kazanılırken, perovskit-tandem teknolojisiyle bu rakamın 30 km bandına çıkması, şehir içi mobiliteyi tamamen “şebekeden bağımsız” hale getirebilir. Ayrıca, şarj istasyonlarının kendi enerjisini daha küçük alanlarda daha yüksek verimle üretmesi, altyapı maliyetlerini de sanayi ölçeğinde aşağı çekecektir.
Türkiye gibi güneş potansiyeli yüksek ve endüstriyel mineral kaynakları zengin bir ülke için, bu tür yeni nesil materyallere dayalı teknolojileri takip etmek stratejik bir zorunluluktur.